17/10/2009 · Kategori: Meşin Kaplı Sözlük

 

 Cerrah ellerini sıkı sıkı saran ince lastik eldivenlerini giydi. Parmaklarını hareket ettirerek eline tam oturduğundan emin olduktan sonra neştere dokundu.

Elektrikçi kalın lastik eldivenlerle buluşturdu ellerini kontrol kalemini almadan önce ve yıldırımla buluştu bir ağaç altında. Çımacı kalın partal eldivenleriyle tuttu atılan halatı. Halat bir yılan gibi kaydı avucundan, zehri alınmış bir yılan, geminin bordasında kıvrılmış yatıyor. Boksör yumuşak hantal eldivenlerini ve ne kadar merhametli olduğunu gösterdi seyircilere rakibine vurmadan önce. Katil, doktor eldivenleri giydi bıçağını eline almadan. İyi kalpli bir katildi. Parmak izlerinden korudu kurbanını. Meydanda bir cellat eldivenli eliyle ilmeğini yağlıyordu. Meydan... Ortaçağ soyluları için bir meydan okumaydı eldiven. Düelloya davet etmek için hasımlarının ayaklarına atarlardı el kuklalarını. Hasımları yerden alarak eldiveni kabul ettiklerini gösterirlerdi dövüşmeyi. Gösterilecek tek şey kavga değildi elbette. İpek eldivenler ipek tenler içindi. Kâh simle işlenmiş, kâh mücevherle. Ne eli koruyor, ne elden koruyor kimseyi. Hep böyle işlevsiz değildi elbette eldiven. İtfaiyeci amyant eldivenleriyle alevlerin arasına dalıyor tereddüt etmeden. Ateşin nabzını tutuyor; yaşıyor ateş. Ölülerin de eldivenleri var, yanı başlarında yatan. 1400 sene önce milattan keten bir eldiveni vardı Tutanhamon'un bilekleri sıkmak için ipleri olan. Hâlâ var, o çürüdü eldiveni yaşıyor.

Âh krallar! Piskopos eldivenleri ilham verdi onlara. Taç giyme törenleri piskoposluk törenlerine döndü. Kilise'nin asalarını tutarken eldivenler, sarayın merdivenlerine yürüdü. Kral ellerine baktı, çıplak. Başına baktı tebaa, çıplak. Başa taç takıldı ele eldiven. Ve krallar eldivenleriyle gömüldü bir gün. Orta Asya'da korurken elleri dişli soğuktan, dişli gücün simgesi oldu eldiven Avrupa'da. Neden paylarını almasın yargıçlar bu simgeden! Onlar da sunarak eldiveni, makamı istediler. Eldivenin cevabı eldivendi, kabul edildiyse talep. Yalnız yargıçlar mı? Aile reisi de evinin kralıydı. Onun da hükmetmeye hakkı vardı eldivenlerle. Satış, hakkından vazgeçme, hediye, makamdan ayrılma, eldivenin çıkarılmasıyla gerçekleşirdi. Kızını mı evlendiriyordu baba, çıkarıyordu eldivenini. Bu yüzden gelinler eldiven takarak evlendiriliyordu. Ve 'eldiven evliliği' deniyordu buna. Henüz doğmamış kuzuların derisinden yapılırdı İrlanda'da en kıymetli eldivenler. Ah doğmamış kuzular! Nasıl da melerdi yumuşak ellerde.

Melerdi evet. Schiller'in "Eldiven Baladı"nı kim unutabilir! Kral Franz maiyetiyle arenada! Balkonda yelpazeler uçuşuyor, ipek eldivenler konuyor parmaklara. Bir aslan, bir kaplan ve iki leopar... "Birdenbire balkonun kenarından, bir eldiven düştü güzel bir elden. Tam aslanla kaplanın ortasına. O zaman Matmazel Kunigunde, şövalye Delorges'e dönerek alaycı bir tavırla: "Şövalyem!" dedi, "eğer samimiyseniz aşkınızda, bana getiriniz şu eldiveni!" Şövalye Delorges, kan ve ölüm havası esen meydana koşarak indi ve metin adımlarla ilerleyerek canavarların arasından çekti aldı eldiveni cesur bir elle. Bütün şövalyeler, asil kadınlar hayret ve dehşetle bakıyorlardı ona. O ise sanki hiçbir şey yapmamış gibi, lakayt bir tavırla getirdi eldiveni. Bütün dudaklar takdirle fısıldadılar adını. Ve Matmazel Kunigunde mutluluk vadeden şefkatli bir bakışla karşıladı onu. Fakat şövalye sırtını dönmeden önce eldiveni suratına fırlattı: "Zahmet etmeyin soylu bayan, ne gerek var teşekküre!" Matmazel zarafetini göstermek isterken elinin, eldivenin pençeleri örttüğünü görmüş Delorges.

Eldiven: Dış etkilerden korunmak için giyilen el giysisi. Sözlüğün "E" maddesi eksi yirmi derecede tarif ediyor onu. Elin zararlarından korumaz mı eldiven? Eldiven yalnız korunmak için mi! Elden kaynaklanacak zararlar... O zararlar tazmin edilemeyen bir türlü! "Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizin yaptığı(işler)yüzündendir. (Allah işlediklerinizin) birçoğunu da affeder." (Şûra, 30) Âh ellerimizin bize ettikleri! O nereye saklayacağımızı bilemediğimiz. O her koluyla bir günaha uzanan ahtapot. O kirini hayata püskürten mürekkep balığı! Nerede o eldivenler! Odisse, Herodot ve Genç Plinius bulabildi mi elleri koruyacak eldivenleri? Kim keşfedecek akıyor zaman! Mühürlenmeden dudaklar, eller konuşmaya başlamadan önce! Türkler "el" ile "tügmek/bağlamak-sarmak"ı birleştirip önce "eltügen" demişler eldivene sonra "eldüven". Âh eldüven! Taneleri saptan ne zaman ayıracaksın harmanda!

 

A. Ali URAL

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

Şarkılar