17/10/2009 · Kategori: Meşin Kaplı Sözlük


 

Lânetler uçuşuyor. Kartopu oynar gibi atıyorlar ateş toplarını birbirlerine. Lâkin kanatları var lânetin. Vurmadan önce avını yükseliyor göğe. Alıcı kuşun kanatları kapkara.

ğün kapısına gölgesini düşürüyor izin almak için. İzin yok. Kapı açılmıyor. Semâya çarptı çirkin söz. Bir göktaşına dönüşüp yere aktı. İsabet etmezse içindeki lav kavuracak onu. Yerin kapısına doğru hızla yaklaşıyor. Açılmalı kapı. Açılmalı ki avını alsın. Hayır, yerin kapıları da kapalı. Gök kapalı, yer kapalı, lânetin kanatları açık. Kara bir pingpong topu gibi gidip geliyor semâda. Korkunç bir hışırtıyla yol arıyor, yol alıyor. Anayollar kapalı. Tali yollara sapıyor. Sağa sola vuruyor başını. Kurbanını alamayınca başını ellerinin arasına alıyor: "Ey Rabbim! Falan kimseyi arıyorum. Fakat ona ne bir yol ne bir kapı bulamadım!" Cevap bütün semâyı sarsıyor: "Geldiğin yere dön! Lânetleyene!"

Bir bumerang lânet! Sahibini sorgulayan eğik bir silah. Bir soru işareti. Yanıp kül olmuyor kendi kendine. İllâ infilak! Masumlara dokunmuyor. Hak edenin peşinde kül edene dek. Tehlikeli bir kelime, iki tarafı keskin bıçak. Meşin kaplı kamus, "Kovmak, uzaklaştırmak, iyilikten mahrum bırakmak!" kelimeleriyle anlatmaya çalışıyor onu. İnsandan gelirse "Beddua." Allah katından gelirse, "Mahrumiyet." Dünyada hidayetten, merhametten âhiret yurdunda. İnsan bakmıyor da kendi rengine, kargalara lânet masalları uyduruyor. Beyaz bir kuşmuş karga, dedikoducu bir kuş, Savaş Tanrısı Ares'in sevgilisi hakkında ileri geri konuşan. Meğer Ares karartmış onu. Bir başka lânetli Prometheus. Onun masalı da şu: Olimpus Tanrılarından ateşi çalıp insanlara veriyor. Cezası Ethon adlı bir kartal tarafından ciğerleri deşilmek yıllarca. Masal mı yok! Kudüslü bir ayakkabıcı Ahasver. Çarmıhını taşıyan İsa'nın kapısının önünde dinlenmesine izin vermediğinden lânetleniyor. Cezası: Durup dinlenmeden yürümek asırlarca. Hz. İsa dönene kadar dünyaya yeniden.

Ve bir hakikat lânet kutsal kitaplarda. Doğuda yaşayıp tek bir dil konuşan bir halktan bahseder İncil. Huzur içinde yaşarken bir kule dikmeye kalkarlar da cennete değen. Kibirleriyle lânetlenirler. Bu halkı cezalandırır Tanrı. Ortak dillerini bozar ve dağıtır yeryüzüne. Lânet kül etmiştir dillerini. Cezaları birbirlerini anlamamaktır. Birbirini anlamamaktan büyük ceza var mı! Kur'ân, maymunlara, domuzlara ve şeytanperestlere çevirdiğini söyler lânet ettiklerini Allah'ın. (Mâide, 60) Maymun neyi işaret eder? Domuz neyi? Şeytanperestler kim? Hem şeytan kovulmuştur. "Laîn"dir yani. Kırk bir yerde geçer "lânet" Kur'ân'da. Zalimleri, yalancıları, katilleri, akrabalık bağını koparanları, iftiracıları ve bozguncuları lânetler Kur'ân. Adresleri olarak cehennemi gösterir. "Şüphesiz ki Allah'a ve Resûlü'ne eziyet verenlere Allah hem dünyada hem âhirette lânet etmiştir, onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır." (Ahzab, 57) Hayır lânet edemez Firavun, lânetlidir çünkü. Lânet Allah'ın kılıncı dünyanın üstünde.

Bir bumerang lânet. "Karşılıklı olarak lânetleşen bir toplumun üzerine mutlaka lânet hak olur." diyor, Hz. Peygamber: "Bir kimse herhangi bir şeye lânet ederse, o lânet göğe yükselir. Fakat göğün kapısı bu fena söze kapanır, yere döner, onun da kapıları kapanır. Sonra sağa sola başvurur, gidecek yer bulamayınca lânet edilene döner..." İslâm lânetten sakındırıyor. Firavun ve Ebu Cehil gibi insanlara acı çektiren kişiler müstesna, bir kimseyi lânetle anmayı yasaklıyor kâfir bile olsa. Ebu Hureyre anlatıyor: "Ya Rasûlallah! Müşriklerin aleyhine dua et!" denildi. "Ben lânetçi olarak gönderilmedim! Ben ancak rahmet olarak gönderildim." buyurdular. Çünkü lânet, umudu yok ediyor. Dönüş kapısının önüne duvar örüyor. Lâneti hak edenleri bile lânetlemiyor büyükler. Büyükler, bir kimsenin adını anarak lânet etmenin onu günah işlemede ısrara götürdüğünü söylüyorlar.

Bir bumerang lânet. Karşılıklı olarak birbirini lânetleyen iki toplumun çirkin aleti. Âdem'in çocukları vazgeçmeli vakit geçmeden. Ateş toplarını atmaktan birbirine. Bu alıcı kara kuşu kovmalı üstlerinden. Avustralya yerlileri savura dursun bumeranglarını. Onlar üzerlerinde hissetmeli Allah'ın elini. Onlar o büyük medeniyetin çocukları. Peygamberlerinin elini tutmalılar yeniden. Bir baba gibi iki çocuğuna kavuşmalı Peygamber. Yoksa lânet, iki topluluğu da vuracak. Birbirini anlamamaktan daha büyük ceza yok madem.

 

A.   Ali URAL

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

Şarkılar