1/10/2009 · Kategori: Ask D_v_ni




şıklıkta bir başka kapı açıldı. Şimdi Yûsuf(a.s)'ın güzelliğinde bir başka parlaklık, bir başka güzellik var.

*Aşk yolunda gözü kapalı olmayan uyanık olanlara müjdeler olsun! Ben dün gece bambaşka bir rüya gördüm.

*Hakk yolunda yürüyenlere, şu sebeplerden başka sebepler hazırlandı.

*Bulutlardan şarap yağmasa bile, yaşayış başka bir âb-ı hayat elde etti.

*Dostlar huylarını değiştirdiler, asabî, serkeş oldular da, Allah bize uysal başka dostlar ihsan etti.

şıklara başka münbit bir ova, bir başka su dolabı verildi de, onlar aşk yeşilliklerini yeniden yeşerttiler.

*Eğer aşk senin adını kötüye çıkarırsa gam yeme, aşkın başka adları, başka sanları  da  var!

*Sûfî; söz, harf bilmezse bilmesin! Aşk derdinî  anlatan başka bir bab, başka bir bölüm var!

 

HZ. MEVLÂNÂ

D’İVÂN-I KEBÎR

 

 




Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

31/8/2009 · Kategori: Ask D_v_ni



“Ramazan ayında gereği gibi oruç tutarsan,

senin vücut toprağını altın ederler.

Senin fânî varlığını taş gibi ezerler de

ğe sürme yaparlar.

İftar vaktinde yediğin yemek lokmasının her biri,

birer mânâ incisi olur.

Ramazan'da, yemekte, içmekte, kötü söz söylemekte,

kötü iş işlemekte sabırlı olduğun için,

bu sabır, senin manevî görüşünü artırır,

gönlünün gözünü açar.”

 

Mevlânâ Celâleddin Rûmî

 

Rubâiler

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

22/4/2009 · Kategori: Ask D_v_ni






Ey ay yüzlü sevgili; hoş geldin, safâlar getirdin! Ey cana neşeler veren gül varlık, neşelerle gel, dünya hayatının bize getirdiği üzüntülerden, kederlerden bizi kurtar. Sen zaten hep böyle idin, neşeler getirirdin, neşeler bağışlardın, Dilerim sağ oldukça hep böyle ol!

Ey her neşenin sûreti, şekle, bedene bürünmüş hâli; sen baştan başa neşesin, gönlümüzde bir yâdsın, bu yüzden seni yâd ettiğimiz zamanlar, gönlümüz neşe ile dolar, içimiz rahatlar.

 

Sen, yalnız, neşenin sûreti değil, aynı zamanda,
Allah’a duyulan a
şkın da sûretisin. Hakk'ın güzelliği sende tecellî ettiği için, seni seven dolayısıyla Hakk'ı sevmiş olur. Bu yüzden dâima, gönlümüzde ol gönlümüzde yaşa!

 

Ey can; senin sevgini idrâk hususunda bizler çocuklar gibiyiz. Ey can gel de bizi çocukluktan kurtar! Çocuk olduğumuz için dadıya muhtacız, onun sevgisi ile onun ihtimamıyla yaşıyoruz. Gel de bizi dadıya, ona buna muhtaç olmaktan kurtar! Bizi olgunluğa ulaştır da, seni idrâk edelim, yalnız seninle senin aşkın ile yaşayalım.

 

Biz kendimizi tamamıyla dünya işlerine verdik. Birçok isteklere, emellere düştük. Hep dünya için çalışıyoruz; servet, şöhret, yüksek mevki hırsıyla didinip duruyoruz. Bu yüzden de kederden, sıkıntıdan kurtulamıyoruz. Gamlardan, kederlerden kurtulmak için eşe, dosta sarıldık. Eğlencelere kapıldık. Ey def! Sen bizim şu halimize candan, gönülden feryat et! Ey ney sen de ağla, inle!

 

Ey gönül! Sen güzelsin, o Hüsrev'in yüzünden büsbütün güzelleş, eğer hoş bir Hüsrev isen, o güzel Şirin'in Hüsrev’i isen gerçek aşka düş de Ferhat ol!

HZ. MEVLÂNÂ

 

(*Mütercim’in notu:" Ferhat dağları delerek su yolları yapmakta mâhir bir mühendis, aynı zamanda, bir hükümdarın yeğeni olan Şirin adlı güzel bir kıza gönül vermiş meşhur âşıktır. Şirin'e, Ferhat'tan başka, bir hükümdarın oğlu olan Hüsrev-i Perviz de âşık olmuştur. Bu kızı elde etmek için Ferhat akıl almaz gayret sarf etmiş, dağları delmiş, kayaları oymuş. Ferhat ile Şirin doğu edebiyatında Leylâ ile Mecnun gibi meşhur olmuş, birçok şâirler bunların aşk hikâyelerini anlatan kitaplar yazmışlardır. Faruk Nafiz merhum da “Çoban Çeşmesi” adlı şiirinde bu konuya temas etmiştir:

"Gönlünü Şirin'in aşkı sarınca 
Yol almı
ş hayatın ufuklarınca 
0 hızla da
ğları Ferhat yarınca
Ba
şlamış akmaya çoban çeşmesi." ,

Mutasavvıflar bu hikâyeden başka mânâlar çıkarmışlardır. Onlara göre, Ferhat Hakk âşığıdır, sevgilisi uğruna deldiği dağlar, benlik, enâniyet dağıdır.

*Şefik CAN)

 

DİVÂN-I KEBÎR

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

26/3/2009 · Kategori: Ask D_v_ni













Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yâr başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yâdeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına ediyorsun etme

Ey ay, felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makâmı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Âşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mahvediyorsun etme

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme


Hz. MEVLÂNÂ

 

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

4/3/2009 · Kategori: Ask D_v_ni



Haydi ey âb-ı hayat, yani aşk!

Bir nağmeye başla da, beni şevkle, heyecanla değirmen taşı gibi döndür!

Böyle yap! Böyle yap da, hep böyle olsun;

perişan, darmadağın olarak, ben bir tarafta, gönül bir tarafta olsun!

Ağaçların dalları ve yaprakları, rüzgâr olmasa oynamaz;

kehribar olmadan saman çöpü de uçup gitmez!

İnsaf et; saman çöpü bile rüzgâr esmedikçe hareket etmez ise,

dünya nasıl olur da rüzgârsız, rüzgâr olmadan,

bir tesir eden bulunmadan kendi kendine hareket eder?

Aslında, dünyanın her cüz'ü, her şeyi âşıktır;

her şeyin, her zerrenin, her atomun bile içine bir aşk ateşi düşmüştür!

Her şey, sevgili ile buluşmak için çırpınır durur;

her şey buluşma sarhoşudur!

Fakat onlar, kendi sırlarını sana söylemezler!

Çünkü sır, lâyık olandan başkasına söylenmez!

Bütün varlıklar, ev sahibinin,

yani Allah'ın tatlı sofrasından yemekte içmektedirler!

Her şey canlı, her şey yiyor içiyor, konuşuyor!

Böyle olmasaydı, karıncalar Süleyman'a sır söylerler miydi,

dağ Dâvud Peygamber'le beraber ilâhî okur muydu, seslenir miydi?

Şu gökler âşık olmasaydı, göğsü böyle saf, temiz, masmavi olur muydu?

Eğer güneş de âşık olmasaydı, yüzünde bir nur, bir ışık bulunmazdı!

Yerler, dağlar âşık olmasalardı, gönüllerinden bir ot bile bitiremezlerdi!

Deniz aşktan habersiz olsaydı, aşkı anlamasaydı,

böyle çırpınıp durur muydu, köpürüp coşar mıydı?

Ey insan! Sen de âşık ol, aşkı tanı; vefâlı ol da, vefâ bul!

 

 

Mevlânâ Celâleddin Rûmî

 

Dîvân-ı Kebîr

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

27/2/2009 · Kategori: Ask D_v_ni




“Ben, aşkı, bir nur burcu olarak gördüm!

Fakat, o nur burcunun içinde ne yakıcı ateş var;

âh bir bilsen!”

 

Mevlânâ Celâleddin Rûmî

 

Dîvân-ı Kebîr

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::

Şarkılar