6/2/2009 · Kategori: Andelip



 

Sen beni boş ver!

Görmedim say ruhundaki gel gitleri

Bilmedim say en derin dehlizlerini

Asılan yarın takviminden çıkartıp

Gözbebeğimi yakar oldu şâirim

Meyveler tabaklardan büyük olur geceleri


 

Sen beni boş ver!

Yıldızları kurşunladı bilinmez isâbet

Sokak aralarından kaçırdılar sesimi

Tûfan namlusunda ağır oldu yalnızlık

Satırlardan taşarım bilirsin biteviye

Hafakandı, halecandı, yetişsin himmet


 

Sen beni boş ver!

Şimâl rüzgârı savurup terasa vurunca

Yıkılmaya mahkûmdur güvercin evleri

Ocaktan taşan gözyaşıdır gülüm

Şiir demler kaynak can saatleri

Her tik takla başım kapında kalınca

 

 

Sen beni boş ver!

Nasıl eğilmişim yollarına iki büklüm

Nasıl dökmüşüm can terimi kanım şehâdet

Hiçten varlığım göğermiş inancına

Tanık et selâm götürmese de turnalar

İzi yâdigâr mektubumdur lâl mührüm

 


Sen beni boş ver!

Hepi topu ağlar ömrüm arkandan

İzbe yarıklara doldurulur hâtıralı tohumlar

Boy veririm, büyürüm, zaman geçer nasılsa

Her damlayla anar adını tutsak martılar

Bir evim olur göçebe çadırlı kuşlardan


 

Sen beni boş ver!

Şehr-i hüznüm muammadır yüzü sana

Granit kayaların parçalanmasıdır zamansız

Düşmesidir çocuğun diz yarası gözleri

Kaç doğrultudadır içimin çizelgesi

Bilmedim de /sen aralasan duaya semâ


 

Sen beni boş ver!

Sen en iyisi gel de

Beni ver!

 


 

Fâtıma Zehra MERİNOS

http://www.hazersofrasi.com


 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

26/8/2008 · Kategori: Andelip

 

                                             ... Küçük kızın yüreği bu Kurtuba

Sıkı tut ellerinde...

 

Leyl ü nehârımda dinlenme terapisi
Gözlerimi yumdum, yasladım içimi.
Neydi ki beni sana çeken Kurtuba;
Dağınık sonbaharlarda gel deyişin neydi?
Ayazımda musalla soğukluğu çaresiz
Görkemli sulara meyyalsiz kalıyorum
Seninle başlayan hikâyeler mecalsiz
Günden güne surlarımı yıkıyorum.
Aynalar kırılıyor peşpeşe adınla
Adımı ardından kovalıyorum
Boşalıyorum Kurtuba
Hayattan yana sendeliyorum
Sen de bir yorum getir bana...

 

Ölümden ölüm çıkarıyor gözlerin
Çantanda saklı bir papatya...
Hem Kurtuba, aşkın yeşil bahçesi
Medrese yüzlü yüreğimin lehçesi
Sen miymişsin, de bana.
Karartılı vakitlerin nar tanesi şehrâyin
Yakılan gemilerim toplandı mı acında?
Hıçkırıkların boğazında düğümlü
Cebelim, Târık'ım, tutsaklığım;
Tut ki mübhem olmuşum
Sağlamasını yap aşkın
Delirmişim, kaybolmuşum, gitmiş aklım uzaklara
Tez getir güllerini rengârenk
Dikenlerim canıma batıyor Kurtuba!...

 

Gerilerde kalan yolcunu sarayına alır mısın?
Kervan uzaklaşş, kuyumda kalır mısın?
Kurtuba, salona davet edilen fakirine
Lütfedip bakar mısın?
Âfakın âfetim oluyor
Taleben fena üşütmüş,fenasında kala kala...
Bekâna bir sadaka daha,
Tebessüm et Kurtuba!...

 

Çırpınıyorum, çoğulluğumun azınlık yamacında
Harflerini içime düşürüyor ilham melekleri
Heceliyorum mektebinde aşkın.
Topraklar üstüme üstüme geliyor
Ölüyor muyum Kurtuba?...

 

Biliyor musun Kış geldi, urbamda deniz mavisi
Dalgıç duygulardan haber var
şünce vadisine yaklaşşız, aklımı rehin almışsın
Kekeme repliğimin fihristesi
Okuyamadım öğretileri elifsiz
Dergâh,eğri odun kabul etmedi
Yak, doğrult, yont beni Kurtuba!...

 

Derinlerden çıkmış mücevherin değilim
Yıllardır beklediğin kurtarıcın değilim
Seferîyim, iki rek'at namazım var
Alnım alev alev  Endülüs seccadesi
İşledim bu örneği, kalıcı değilim
Öteliyim Kurtuba!...

 

Hatrımı sordun ya, tercümansız anladım
Tahta salıncağımda yükseklere açıldım
Kumlar doldu kunduramın kenarlarına
Bir bilsen Kurtuba, sana nasıl yakıldım

 

Konuşacak oluyorum, aşk beni susturuyor
Lâl seyirli seferler düzenliyorum
Tarih kalıntıları çehremi çökertiyor
Sensiz bir ömre çok ağır geliyorum
Terazileri niye vermiş Yaratıcı, Kurtuba
Gel bir kefeye kurul, denge ol baharıma...

 

Semâ, yedi ciltli bir kitap
Mavi kapağında resmini görüyorum
Sandukada tozlu raf kalıntısı
Mazrufların gözden uzak zanlısı
Sana gün gün yazılıyorum...
Eski zaman güvercinleri gibi
Niye medreselerine  sevdalı uçuyorum
Bilmiyorum Kurtuba
Aşk olsun...Bilmiyorum

 

İyi hasret kalmışız; belli geçen asırdan
Âlimlerin oturduğu hasırdan âlemler kazanmışız
Saray kızlarına özenmişim hiç yoktan
Yaprak yaprak düşşüm yamacına
Mâlum ki, hazanmışız.

 

Hâreli sarılığıma sen şiir ol Kurtuba
Koşayım uçsuz-bucaksız suların üzerinde
Gözyaşın kristal
Bak akıyoruz,tavan delindi
Küçük kızın yüreği bu Kurtuba
Sıkı tut ellerinde
Emanetti...

 

Ay/az geldi, Kurtuba
Ve dile geldi

 
fi-emânillâh

 

Fâtımâ Zehrâ MERİNOS

www.kurtubadergisi.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

22/8/2008 · Kategori: Andelip



 

Göz kamaştıran güzelliğine güz döktüm Kurtuba!
Serin gecelerine gecemi verdim;
Şimdi suspus olmuş dilimle derindeyim;
Hâlimi oku, içimi sez, gezin sularımda Kurtuba!...

 
Mağripliyim, uzaklardan gelmişim,kalbinden.
On üçüncü yüzyıldan bu yana,
Ne acımı sor bana, ne de konuş Kurtuba!
Büyük Câmii'nde büyük sevdam duvarlara kazınmış,
Görüntüm hüzzam.
Sabrımı örmüş ilmek ilmek duâlarım.
Her iç çekişine neler adamışım;
Bil de, tut saklında Kurtuba!...

 

Haykırmak geçitsizliğe, sana, bana...
Yolları aşmak, kendimi aşmak ve kıyına yanaşmak...
Yakılmış bir gemin olup, karışmak uçsuzluğuna.
Sonsuz bir bakışla ötelere dalmak
Seni ki ne çok sevdim Kurtuba!...

 

Fakir bir Endülüslüyüm ben,
Bahçende gül temizliğine adanmışım.
Zirvende bir saraya geçirilmiş adım; Medina al-Zahara...
Akdeniz rüzgârın sarsıyor mâzimi.
Perdeler perdeleniyor endam aynalarında.
Akçelerim torbanda,aşk pazarındayım,
Pulsuzum Kurtuba!...

Siyah ve gülkurusu yıkadığın mermerim.
Kitabevim,Trakya'da yakılmış.
Kütüphânem nehir yangınlarında.
Sende dağıldım, ıslandım, parçalandım Kurtuba!...

 

Su çıkrığınla çıkart beni kuyundan.
Medine'nin Zehrâ kervanına kat beni.
Bir saray ki; kalbime saplanıyor bıçağı.
Ya kes acımadan ya da acıyarak sev Kurtuba!...

 

Sütunlarında karlı dağ, çöl kumunda rengim var.
Tek olan bir esersin de, esir edersin.
Semerene ne dersin, aşka tembih et belli etmesin
Zâhire yayılan bâtınında besmele çekmişim,
Adımlarım ezel bezmindeki yokuşa
Tırmanıyorum, davran Kurtuba!...

 

Gök kara, yer kara, bahtım kara
Kimseye söyleyecek söz kalmadı cihanda.
Sefertasımda aslî susuşlar
Semender kıvamında bir varlık
Yok oluyorum yol cenâhında
Kaç kurtul benden,
Rüyâm içinde rüyâmsın, uyan Kurtuba!...

 

Harâmîler, yutmuş altınlarını.
Zenginliğin zelîl olmuş,kerimken...
Şuh efsânelerin konuğusun,
Kafdağına konmuşsun
Anka mısın Kurtuba...


Vadi el- kebir ırmağındayım,
Kırmızı gülleri yakandan alıyorum,allanıyorum
Eriyişim yapraklarla/tarih geçiriyor batan yolcusunu
Dipten dikiliyorum.
İç dikişlerimde iğnen delik deşik,yüzüm karma.
Yamaladın aşkınla,
Gel giyin Kurtuba!...

 

Üşüyeceksin bu yangınla, titret getir beni bana

Vahanda mahvoldum, bir hâl çâresine bak

Kalbim, kalbim

Kurtuba...

 

Fâtımâ Zehrâ MERİNOS

 www.kurtubadergisi.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Şarkılar